Kosova, Avrupa genelinde en yüksek mülk sahipliği oranlarından birine sahiptir. ASK'nın 2024 yılı "Ownership status of house and dwelling" verilerine göre, Kosova'daki hanelerin tam %95.0'i yaşadıkları evin yasal sahibidir (veya yasal tapu alma sürecindedir)
. Pazar rayici üzerinden kira ödeyenlerin (kiracı veya alt kiracı) oranı ise sadece %1.7 gibi oldukça marjinal bir seviyede kalmıştır
. Bu durum, barınma ihtiyacının kiralamadan ziyade doğrudan mülk edinimi ile çözüldüğünü kanıtlamaktadır.
Gayrimenkul yatırımı açısından incelenmesi gereken en çarpıcı veri, ipotek (mortgage) kullanımıdır. 2018 yılında ipotek ödeyerek konut sahibi olanların oranı %4.7 iken
, bu oran yıllar içinde kademeli olarak erimiş; 2020'de %2.7'ye, 2024 yılında ise %0.0 seviyesine inmiştir
. Bu keskin istatistik, Kosova gayrimenkul pazarında banka kredisiyle konut alma kültürünün yerleşmediğini veya bankaların sunduğu uzun vadeli konut finansman koşullarının tüketici tarafından tercih edilmediğini göstermektedir.
Yüklenen ASK verileri ışığında, inşaat ve gayrimenkul geliştiricilerinin Kosova pazarına yaklaşırken iki temel konuyu dikkate alması gerekir:
olması, Kosova'da konut geliştiren inşaat firmalarının kendi finansman çözümlerini üretmesini zorunlu kılmaktadır. Pazardaki projeler genellikle peşin alım gücü yüksek olan Kosova diyasporasına (yurtdışında yaşayan Kosovalılar) veya müteahhit firmanın kendi bünyesinde sunduğu (senet, aşamalı ödeme vb.) esnek taksit imkanlarına dayanmaktadır. Dolayısıyla, Kosova'da inşaat yatırımı yapacak bir şirketin, banka dışı finansman ve tahsilat modelleri konusunda güçlü bir stratejiye sahip olması rekabet avantajı sağlayacaktır.
